Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na,  T24 haber sitesinde 20 Ağustos 2016’da yayımlanan ve PKK’nın bir açıklamasına yer verilen “Devlet adım atarsa barış 1 ayda gelir” başlıklı haberi twitter üzerinden paylaşması nedeniyle örgüt propagandası yapmakla suçlanarak verilen 2 yıl 6 ay hapis cezası Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından onandı.

         Gergerlioğlu, yargılandığı Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 21 Şubat 2018’de “örgüt propagandası yapmak” suçundan hapse mahkum edildi. Anadolu Ajansı’nın haberine göre; Mahkeme kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince hukuka uygun bulunmasının ardından temyiz üzerine dosya Yargıtay’a geldi. Dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Gergerlioğlu’na verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasını onadı. Dairenin gerekçesinde, Gergerlioğlu hakkında milletvekili seçilmeden önce soruşturmanın başlatıldığı, kovuşturmaya devam edilerek, hüküm kurulduğu hatırlatıldı. (1)

         Anayasa’nın 83/2. maddesi “Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz.” şeklindedir. Konu muhakeme engeli olan yasama dokunulmazlığı olduğunda ise cevap, milletvekili sıfatının hangi hallerde kamu davasının yürütülmesine engel olduğu sorusunda saklıdır. Bu sorunun cevabı ise Anayasa’nın 83/2. maddesinde yasama dokunulmazlığı kapsamında yer alan “yargılanamaz” ifadesine verilen anlama bağlıdır. Kanun maddesinin yorumlanmasında ise doktrinde KUNTER-YENİSEY-NUHOĞLU`nun da katıldığı şekilde “yargılanamaz” ifadesinden anlaşılması gereken, Yargıtay da dahil olmak üzere hiçbir yargılama makamı tarafından yargılama yapılamamasıdır.(2) 

          AYM Ocak 2021’de verdiği Enis BERBEROĞLU kararında şu hükme yer vermiştir: “Anayasa’nın 67. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan hakların demokrasiyi hayata geçirme hedefi ile doğrudan bağlantılı olduğunu hatırlatan Anayasa Mahkemesi, anayasa koyucunun bu hükümlerle halkın siyasi iradesinin engellenmemesini ve hakkın özünün etkisiz hâle getirilmemesini hedeflediğini ifade etmiştir. Bu bağlamda seçilmiş milletvekilinin yasama faaliyetine katılmasına yönelik müdahaleler, sadece onun seçilme hakkına değil aynı zamanda seçmenlerinin serbest iradelerini açıklama hakkına ve siyasi faaliyette bulunma hakkına yönelik bir müdahale teşkil eder. Diğer yandan geçici 20. maddenin TBMM görüşmeleri sırasında ve madde oylamasından önce Anayasa Komisyonu Başkanı’nın uygulamayla ilgili olarak “tekrar seçilen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasının Meclisin dokunulmazlığı yeniden kaldırmasına bağlı olduğu” yönündeki açıklamaları da hatırlatılan kararda, söz konusu anayasa değişikliğinin 83. maddenin dördüncü fıkrasına istisna getirmediği belirtilerek başvurucunun milletvekili seçildikten sonra yargılandığı davada durma kararı verilmeden hükmen tutuklu olarak yargılanmaya devam olunmasının, Bölge Adliye Mahkemesinin mahkûmiyet hükmünün onanmasının ve infaz evresine geçilmesinin Anayasa’nın 67. maddesinde güvence altına alınmış olan seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkını ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.”

HDP Milletvekili Ömer Faruk GERGERLİOĞLU hakkındaki soruşturma her ne kadar milletvekili seçilmezden önce başlamış ise de anılan kanun maddesi ve AYM kabulüne göre söz konusu yargılama hakkında durma kararı verilmeli, kovuşturmaya milletvekilliği sona erdikten sonra devam edilmesi gerekirdi. Ancak ne soruşturma ne kovuşturmada bir durma kararı verildi. Aksine jet hızıyla yargılama devam ettirildi ve Yargıtay’da sıra bekleyen on binlerce karardan önce bu karar onanarak infazı istendi. 

         Söz konusu davada yerel mahkeme, İstinaf Mahkemesi ve Yargıtay’ın Anayasanın 83/2 maddesini uygulamama gerekçesi ise Anayasanın 14/2. Maddesi. Buna göre; “Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.”  Burada ortaya çıkan en önemli soru şu, 14. Maddedeki kısıtlama keyfi olarak kullanılabilir, yürütmenin hoşuna gitmeyen muhalefet vekillerini susturma amaçlı kullanılabilir mi? Bu sorunun cevabını yerleşik içtihatlar, AYM ve AİHM kararlarında bulmak mümkün. 

Bu konuda verilecek ilk örnek AİHM’in , Mehmet ALTAN kararının uygulanmaması üzerine verdiği kararıdır. Buna göre; “Anayasa Mahkemesi, savcılık tarafından sunulan delilleri değerlendirerek, başvuranın atılı suçları işlediğine dair kuvvetli bir delil bulunmadığına hükmetmiştir. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 15. maddesinin uygulanmasıyla ilgili olarak (savaş, genel seferberlik, sıkıyönetim ve olağanüstü hal durumlarında temel hak ve özgürlüklerin askıya alınmasını öngören), kişilerin, suç işlediklerine dair haklarında kuvvetli bir delil bulunmaksızın tutuklanabilmelerinin kabul edilmesi durumunda özgürlük ve güvenlik hakkının bütün anlamını yitireceği sonucuna varmıştır. Anayasa Mahkemesi nazarında, ihtilaf konusu özgürlükten yoksun bırakma, durumun mutlak gereklilikleriyle orantılı değildir.”

Dolayısıyla Anayasa’da hak ve hürriyetlerin kısıtlanması ile ilgili hükümler çok sınırlı ve istisnai şekilde, gerekçeleri kamu vicdanını tatmin edecek şekilde kullanılmalı ve gerekçesi açıklanmalıdır. Aksi halde yürütme organı, Gergerlioğlu kararında olduğu gibi, muktedir olmanın gücünü bir siyaset malzemesi olarak kullanabilmektedir. Halbuki AYM birçok kararında siyasi seçimlerin ve siyasi hakların Anayasa’nın 2. maddesinde ifadesini bulan demokratik devletin vazgeçilmez unsurları olduğunu ifade etmiş (AYM, Sebahat Tuncel); Anayasa’nın 67. maddesinde güvence altına alınmış olan seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma hakkına ilişkin değerlendirmelerini bu çerçevede yapmıştır. Yine Anayasadaki en temel haklardan olan siyasi haklar, seçimlerde oy kullanma, aday olma ve seçilme haklarının yanında siyasi faaliyette bulunma hakkını da kapsar (AYM, Mustafa Ali BalbayMustafa Hamarat ; Ömer Faruk Eminağaoğlu).  Demokrasilerde halk ile yönetim arasındaki bağlantıyı ve parlamentonun siyasi meşruiyetini, demokratik usul ve esaslara göre belirlenen seçimler aracılığıyla halkın temsilcisi olarak seçilen milletvekilleri gerçekleştirir (AYM Mustafa Ali BalbaySebahat TuncelKadri Enis Berberoğlu). Yasama yetkisinin sahibi olan parlamento ve onun mensubu olan milletvekilleri anayasal sınırlar içinde toplumda var olan farklı siyasi görüşlerin temsilcileridir. Serbest seçimlerle halk adına karar alma yetkisi verilen milletvekillerinin asli görev alanı parlamento faaliyetleri olup bunların parlamentodaki görevlerini yürütmeleri, üstün kamusal yarar ve önem içermektedir (AYM Mustafa Ali BalbaySebahat Tuncel).

What's your reaction?
0Cool0Upset0Love0Lol

Add Comment

to top