Son beş yılda Gülen Hareketi mensuplarına yapılanlar dikkate alındığında, tehlikenin boyutunu tasavvur etmek mümkündür. Zira bu süreçte, terör mevzuatı ve yerleşik Yargıtay içtihatları bir kenara bırakılmış ve bir şekilde Gülen Hareketi ile irtibatı olmuş veya bu harekete sempati duymuş herkes; eğer iktidara biat etmemiş ya da itirafçı olmamışsa ya ağır cezalara çarptırılmış ya da tutuklanmıştır.

Daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz ve eleştirdiğimiz gibi, her dönemde hukuki hatalar yapılmıştır. PKK, Hizbullah, Madımak ve Hizb-ut Tahrir yargılamalarında bazen iktidarın baskısı ve bazen de konjonktürün etkisiyle Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi, içtihatlarının aksine kararlar vererek rejimi koruma refleksiyle mağduriyetlere sebep olmuşlardır. Ancak, bu yargılamalardaki kişi sayısı sınırlı olduğu gibi, hiç birinde insanlığa karşı suç teşkil edecek uygulamalara başvurulmamıştır. Ayrıca, eski kararlar incelendiğinde, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi üyelerinden az da olsa, muhalif kalıp görüşünü tarihin hakemliğine bırakan hakimlerin olduğu görülecektir.

Oysaki günümüzde, Gülen Hareketi mensuplarıyla ilgili yargılamalardaki fahiş hatalar savunmalarda dile getirilmesine rağmen, yüksek mahkeme kararlarında bu hususlara hiç değinilmemekte ve hatta avukatların savunmalarda bu hususları dile getirilmelerine bile engel olunmaktadır. Kısaca, hakikatin cılız sesi iktidarın kulaklarını sağır etmektedir.

Tüm yargı makamları, yürütmeye bağlı emniyet birimlerince önceden hazırlanmış metinleri kopyala/yapıştır yaparak gerekçe olarak kararlara eklemektedir. Böylece, binlerce sayfadan oluşan, ancak sanık ile eylem arasında irtibat kurmayan ve sanığın olaydaki kastını ve kusurunu ortaya koymayan metinler iddianame ya da gerekçeli karar olarak sunulmaktadır. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi de, bu metinleri (iddianame ya da mahkeme kararı demiyorum) tekrar ederek ve bırakın esasa ilişkin hataları görmeyi, sanık adı, tarih, yer ve zaman bakımından yapılan maddi hataları bile görmezden gelerek, kutsal metin muamelesi yaptıkları bu metinleri aynen onamaktadırlar. Bölge adliye mahkemelerinden ise hiç bahsetmeye gerek yoktur. Zira bu mahkemelerin yargılama sürecini uzatmak dışında bir fonksiyonları bulunmamaktadır.

Kaynak

What's your reaction?
0Cool0Upset0Love0Lol

Add Comment

to top