Anasayfa » (…..) ÜLKESİNDEKİ KADINLAR-1

(…..) ÜLKESİNDEKİ KADINLAR-1

tarafından Editör
273 görüntüleme

Kadındım ben, anneydim, öğretmendim. Bir anda tutukluluğuma karar verildi,
mahkûm oldum.

Nermin, hakimin üstüne yürüdü, sinir krizi geçiriyor kadın.
-Tanımıyorum kararınızı, siz bana bunu yapamazsınız.
Cübbesini kürsüye fırlatan hakim hızlıca terk ediyor salonu.
Nermin; hakimin üstüne yürüyor.
-Adil olun! Adalet!
Gülüyor itirafçının karısı…
-Adalet… Gideli oldu biraz, belki de hiç gelmedi. Abla nolur bağırma, kapıdaki zebaniler azarlıyor, bağırıyor.

Korkuyor itirafçının karısı, çocuklarının gözü önünde itip kakmasınlar kadını diye.

İnci yığılıyor bu kez sandalyeye…
-Salih beş yaşında ufacık daha, küçük ablası çok nazlı, bensiz uyuyamaz. Esra, ah Esra! O nasıl baksın kardeşlerine.. Annem alzheimer, çorba bile yapamıyor, eşim bir yıldır içeride. Nolur benim çocuklarım?!

Dizlerini döverken yanındaki itirafçının karısı tutuyor ellerini.
-Sessiz hocam, çocuklarımız duymasın. İçerde ağlarız.

Herkesin bir kimsesi var kapının önünde. “Bitecek, geçecek, ağlama, çıkacaksın, geleceksin…“ Herkesin bir ümitle bekleyeni var. İtirafçının karısı da bekliyor, bir “ üzülme” sözü.

İtirafçı tükürüyor karısının yüzüne. Anneliğine sövüyor. Anneliği becerememiş, çünkü; başka anneler kendi yerinde olsun istememiş.

İtirafçının karısı, İnci, ve Nermin düşüyorlar yersiz yersiz bağıran polis midir, nedir bilmedikleri, hiç güvenilir olmayan güvenlik görevlisinin peşine.

Çocuğunu görmek istiyor IK, göstermiyorlar, annesini arıyor gözleri, tebessüm ediyor, annesini kandırıyor, herkesi kandırıyor. Annesi tükenmiş, annesi bitmiş, annesi yok. Torununu vermiyor itirafçı damat, kızının arkasında diye anneanne de suçlu, o da hain!

“Oraya bakma, şuraya bakma, konuşma, sus, dur, git mi dedim, dur mu dedim, ol mu dedim…” diyor öndeki ilahçıklar. İlahçıkların emriyle yürüyorlar, nefes alıyorlar, ilahçıklarla bir alâmete biniyorlar, sonra dogru T tipine…
Alâmetin camından Esra’yı görüyorlar. Esra iki büklüm bir nine. Dün on beş yaşındaymış, bugün yüzüne giriyor. Esra ayaklarını yere vura vura, ağlaya ağlaya evine yürüyor. İnci cama vuruyor:
-Kızım, Esra!
Pedagog(!) polis olaya el koyuyor hemen:
-Kadın kadın! Kes sesini, çocuğun psikolojisini bozma!

Kadın kesiyor sesini, bozmuyor hiçbir şeyi! Bozmadığı hiçbir şeyden, düzeni bozmak suçuyla hapse götürülüyor.
T tipinin önünde bekliyorlar, kapılar açılmıyor, bekliyorlar. İtirafçının karısı “kapılar bile farkında” diyor…
Pedagog(!) polis gözlerini dikiyor kadına. Hatırlıyor kadın, mahkeme arasında “annemmm!“ diye kucağına yapışan iki yaşındaki kızını söken, söküp alırken de çocuğunu sakinleştirmeye çalışan kadına, “Kadın kadın! Bırak çocuğu, bozma psikolojisini!“ diyen o aydın polis bu!

Kapı açılıyor, ah Necip Fazıl giriyor devreye…
İnci diyor:
-O kitabı çok sevdim diye mi ki bunlar?!

“Ya Rabbi idrakim yırtılıyor. Sabır, sabır, sabır…”

Meryem Pınar, 08.03.2021

Related Articles

Yorum

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul et Devamını Oku