Selma POLAT – 18 Haziran 2021

Çiğ köfte sattı, mazlumlara yardım etti, hapse atıldı, cezaevinden ölüsü çıktı
HALİME ÖĞRETMEN ZULMÜN SEMBOL İSİMLERİNDEN OLDU

Zulüm döneminin sembol isimlerinden biri oldu, Halime Gülsu. Genç yaşında, uydurma bir suçlama ile cezaevi ile tanıştı. Ölümcül rahatsızlığına rağmen tedavi hakkı engellendi ve ilaçları verilmedi. Zayıf bedeni yaşadıklarına daha fazla dayanamayan Halime öğretmen bu dünyadan göçüp gitti. 
Ömrünü güzel nesiller yetiştirmek için harcayan 34 yaşındaki Halime Gülsu İngilizce Öğretmeniydi. 15  Temmuz sonrası Gülen cemaatine yapılan operasyonlarda cezevine giren ve ‘ağaç kökü yesinler’ denilerek açlığa mahkum edilen tutuklu yakınlarına sahip çıkıyordu. Yakınları tutuklu, mağdur ailelere yardım için içli köfte yapıp satıyordu. ‘Kronik sistemik lupus eritematozus’ hastası olmasına rağmen turuklu yakınlarına yardımı görev edinmişti. 
İyiye ve güzele savaş açanların radarına yakalanan Halime Gülsu, 15  Temmuz sonrası Gülen Cemaati’ne yönelik operasyon kapsamında Mersin TEM polislerince tutuklanarak  gözaltına alındı. 3 Mart 2018’de çıkarıldığı Mersin 4. Sulh Ceza Hakimliği tarafından mağdur ailelere içli köfte yapıp, sattığı için’örgüt üyeliği’ ve ‘örgüte finansal yardım’ suçlamasıyla tutuklanarak Tarsus Cezaevi’ne konuldu. 10 kişilik koğuşta 21 kişiyle kalmaya başladı. Hayati risk taşıyan hastalığı sebebiyle düzenli ilaç kullanması gereken Halime öğretmenin sağlıklı yaşam hakkı elinden alındı. Yargılanmayı beklerken ilaçları verilmeyen ve gerekli tıbbi destekten mahrum bırakılan Halime öğretmen yaşatılanlara daha fazla dayanamayarak 2 ay 10 gün sonra yaşamını yitirdi. 

Devletin koruması gerekirken cezaevinden cansız bedeni çıkan Halime Gülsu’nun ölümüyle ilgili yapılan suç duyurularıyla ilgili Tarsus Kaymakamlığı idari soruştruma izni vermedi. Mersin Cumhuriyet Savcısı Zeki Topaloğlu, Halime öğretmenin ölümünden kimsenin sorumluluğu olmadığını belirterek dosyayı kapattı.

Halime Gülsu, vefatından 4 gün önce kaleme aldığı dilekçede şunları yazmıştı: “Görevli polisler tarafından ailemi aradıkları yönünde verilen bir kağıdı imzaladım. Ancak tutuklanarak cezaevine gönderildikten sonra ağabeyimle görüşüm esnasında o dönem aranmadığını, hatta ilaçlarla ilgili bir bilgisinin olmadığını söyledi. Gözaltındayken bir hafta sonra günlük olan ilacı yazılı bir kağıtla gönderemediğim için görevli polisler yüzünden tarafıma ulaştırılmadı. Evde bulunduğu halde ilacımın iki haftalık 2 dozunu gözaltındayken alamadım. Cezaevi kuralları gereği revire çıkmak için defalarca, sayısını dahi hatırlayamadığım, üzerinde ‘acil’ ibaresi düştüğüm dilekçelerime cevap dahi verilmedi ve revire de götürülmedim. Bu arada hastalığım tekrar nüksetti, halsizlik, yorgunluk ve eklem ağrılarım tekrar başladı. Ayrıca mide bulantılarım da başladı. Tekrar dilekçe yazdım ve revir görevlilerince dahiliye servisine sevkim yapıldı. 112 acil servisten ambulans geldi. Ambulans görevlileri hastalığımı anlattığım halde tansiyonumu ve nabzımı ölçerek, ‘İnşallah bir şey olmaz.’ diyerek beni koğuşuma geri gönderdiler. Cezaevindeki görevli infaz koruma memurları, yalan söylediğimi düşünmekteydiler ve beni azarlamaktaydılar. Hastalığım son derece ciddi ve ölümcül bir hastalık olup, gözaltına alındığım günden itibaren tutuklu bulunduğum ve dilekçeyi yazdığım bugüne kadar dilekçe içerisinde bahsettiğim olayda görevini ihmal eden, savsaklayan sıralı tüm görevliler için Mersin Emniyet Müdürlüğü, TEM şube müdürlüğü, Tarsus Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Tarsus Devlet Hastanesi’nde gerekli işlemlerin başlatılmasını talep ediyorum.”
Halime öğretmenin çocukluğunun köyde geçtiğini belirten ailesi şunları söyledi: ”Köyde su olmadığı için merkeple su getirirdi. Ekmek yaparken annesine yardım etmeyi çok severdi. Biraz meşakkatli bir hayat yaşadık. Arkadasları ile iyi geçinirdi.  İlkokulu köyde bitirdikten sonra kuran kursuna gitti. Daha sonra  Tarsus`ta süper lisede okudu. 2011 yılında Gaziantep Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü kazandı. Doktoru da Antepte idi hem tedavi oldu, hem okudu. Sonra eve döndü sıcak yuvamızda oturuyorduk. Halimemizin hem işini hem hayatını gasbettiler. Hapse attılar. 2 ay on gün dayanabildi. İlaçları verilmedi. Magdurlara yardım etme konusunda çok hassastı. Kendinden çok başkalarını düşünürdü”. 
Kronik Sistemik Lupus hastalığı nedir? Halk arasında Kelebek hastalığı olarak da bilinen Sistemik Lupus Eritematozus vücutta pek çok organı etkileyen romatizmal bir hastalıktır.  Ölümcül risk taşıdığı ileri sürülen hastalıkta bağışıklık sistemi kişinin sağlıklı hücrelerini yabancı madde gibi algılar hücrelere ve dokulara saldırır.

What's your reaction?
0Cool0Upset0Love0Lol

Add Comment

to top