Anasayfa » CUMARTESİ ANNELERİ: “BİZİ DEĞİL, SEVDİKLERİMİZİ GÖZALTINDA KAYBEDENLERİ YARGILAYIN!”

CUMARTESİ ANNELERİ: “BİZİ DEĞİL, SEVDİKLERİMİZİ GÖZALTINDA KAYBEDENLERİ YARGILAYIN!”

tarafından admin admin
216 görüntüleme

Hasan EROL – 17 Temmuz 2021

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi  Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve Cumartesi Anneleri, sosyal medya üzerinden gerçekleştirdikleri 851. hafta eyleminde, İstanbul Galatasaray Meydanı’nda 700. haftada gerçekleştirdikleri oturma eylemi nedeniyle haklarında İstanbul Adliyesi 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan ve 12 Temmuz 2021 tarihinde ikinci duruşması görülen davada yaşananlara dikkat çekti. 

Davanın ilk duruşması 25 Mart 2021 tarihinde görülmüştü. 12 Temmuz 2021 tarihinde görülen ikinci duruşmada, davaya yeni atanan hakim vardı. 

Saat 12:00’de paylaşılan videoda, ilk olarak davanın avukatlarından Metin İriz konuştu. Daha sonra Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, kamuoyuna seslendi. Son olarak Besna Tosun tarafından basın açıklaması yapıldı. 

MAHKEME HAKİMİ BASKI ALTINDA

Mahkeme hakiminin tutum ve davranışlarının, tarafsız yargılamaya ilişkin şüphe oluşturduğunun altını çizen Avukat Metin İriz, “Mahkeme yargıcının ilk defa çıkmış olduğu duruşmada, gerek sanık sorgusu öncesi derhal beraate yönelik vermiş olduğu karar, duruşmanın geç başlaması, yine sanık sorguları aşamasında müvekkillere sormuş olduğu sorular ve iddianamede sevk maddesi olarak gösterilmemiş olmasına rağmen ek savunma hakkı kapsamında isnadı değiştirebileceğine ilişkin sorduğu sorular; sonra bir müvekkilin, mahkemenin siyasi ilişkilerden, uzantılardan uzak tutulması, anayasal haklarının korunması talebine yönelik hakimin vermiş olduğu tepkiler; hakimin, hukuka aykırı delilin ikame edilemeyeceğine yönelik talebi, usul hukukuna aykırı bir şekilde, savcının görüşünü almadan reddetmesi gibi bir dizi tutum ve davranışı, bizde mahkeme hakiminin, tarafsız bir yargılama yapmayacağı kanaatini oluşturmuştur.”

Mahkeme hakiminin, delil ikamesinden sonra kanaat oluşturulmasına dair ilkeyi ihlal ettiğini ve hakimin duruşmaya çıkmadan bir kanaati olduğunu dile getiren İriz, “Ayrıca mahkeme hakiminin gergin tutumu, özellikle müvekkillere yönelik yüksek sesle konuşması ve soru sorması gibi tutumu tarafgirlik konusundaki şüphemizi pekiştirmiştir. Mahkeme hakiminin bu tutumu, bizde baskı altında olduğuna ilişkin kanaat oluşturmuştur.” dedi. 

699 hafta boyunca herhangi bir müdahale olmadan, Cumartesi Anneleri’nin ve insanlarının barışçıl bir şekilde adalet aradıklarını ve ancak 700. hafta siyasi bir organ olan içişleri bakanının, eylemi yasaklama kararıyla birlikte, kolluğun bir anda insanları sürükleyerek gözaltına aldığını belirten Avukat İriz, aynı şekilde mahkeme heyeti üzerinde de bakanın baskı yaratmış olabileceğini ifade etti.  

DİYARBAKIR BAROSU’NDAN “YANINIZDAYIZ” MESAJI

Diyarbakır Barosu’nun, Cumartesi Anneleri’nin son kırk yılda yaşanan zorla kaybettirmelere yönelik vermiş olduğu onurlu mücadelede, yanında olduklarını ve her türlü hukuki desteği esirgemeyeceklerini vurgulayan Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, “699 hafta boyunca barışçıl bir şekilde sadece adalet talebiyle yürütmüş olduğunuz bu etkinliğin siyasal iktidar tarafından demokratik bir hukuk devletinde asla kabul edilmeyecek gerekçelerle yasaklanmış olmasını bir kez daha kınıyorum. 700. hafta etkinliğinizden dolayı başlatılan soruşturmayı ve açılan davayı hukuk düzeni açısından bir utanç davası olarak görmekteyim. Adalet arayışında olan insanların duruşma salonlarına sanık olarak çağrılmış olmasını kabul etmemiz mümkün değil. Bu adalet mücadelenizin bir gün muhakkak karşılık bulacağına olan inancımla, sizlerle birlikte olduğumuzu, sizlerle bu mücadeleyi yürüteceğimizin herkes tarafından bilinmesini isterim.” dedi. 

KARANFİLİN SUÇU NE

851. hafta basın açıklamasını Besna Tosun yaptı. Kendilerinin değil; sevdiklerini gözaltında kaybedenlerin, bu kaybetme iklimini yaratanların yargılanması gerektiğini belirten Tosun, “Gözaltında kaybetme suçuyla yüzleşilmesi, hesaplaşılması ve adaletin sağlanması için yürüttüğümüz mücadele, 851. haftasında. Bu mücadeleyi yürütürken devletin ağır baskısı, engelleri ve şiddeti ile karşı karşıya kaldığımız zamanlar oldu. Yalnız biz değil, yeri geldi ellerimizdeki karanfillerimiz bile suç unsuru sayılarak gözaltına alındı. Ancak 18 Kasım 2020 tarihine kadar hakkımızda bir dava açılmadı.” dedi. 

700. haftada, etkinliğin İçişleri Bakanı’nın talimatı ve Beyoğlu Kaymakamlığı’nın kararı ile engellendiğini dile getiren Tosun, sözlerini şu şekilde noktaladı: “Belgelenmiş kötü muamele ve işkenceye maruz kaldık. O günden sonra kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray bize yasaklandı. Yetmedi 700. haftamızda ‘Beni Bul Anne’ demek, iki buçuk yıl sonra suç sayılarak hakkımızda dava açıldı. Tam 699 hafta boyunca süren, anayasal bir hak olan, herkesin kulak vermesi gereken Galatasaray’daki barışçıl buluşmalarımız, şimdi yargılanıyor. 

12 Temmuz 2021 tarihinde görülen ikinci duruşmada sevdiklerimizin mezarlarına bırakamadığımız karanfillerimizi sanık kürsüsüne bıraktık. Duruşma boyunca davaya atanan yeni hakimin, sanıklara ve savunma avukatlarına yönelik tutumu, yıllardır maruz kaldığımızBa hukuksuzluğun, biz yargılanırken de süreceği kaygımıza neden oldu. Hakimin yarattığı yargılama ortamı, bizde kendisinin tarafsız ve objektif tutum içinde olamayacağı, peşinen bizi suçlu saydığı duygusunu yarattı. Bu nedenle avukatlarımız, yargılamanın tarafsız yürütülebilmesi için gerekli hukuki girişimlerde bulunmaya devam ediyorlar. 

Mahkemede de söyledik, söylemeye devam edeceğiz. Kaç yıl geçerse geçsin, kayıplarımız için adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 152 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

Related Articles

Yorum

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul et Devamını Oku