Anasayfa » CUMARTESİ ANNELERİ: “BARIŞÇIL BULUŞMALARIMIZ YARGILANAMAZ!”

CUMARTESİ ANNELERİ: “BARIŞÇIL BULUŞMALARIMIZ YARGILANAMAZ!”

tarafından admin admin
329 görüntüleme

Hasan EROL – 10 Temmuz 2021

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi  Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve Cumartesi Anneleri, sosyal medya üzerinden gerçekleştirdikleri 850. hafta eyleminde, İstanbul Galatasaray Meydanı’nda 700. haftada gerçekleştirdikleri oturma eylemi nedeniyle haklarında açılan davanın 12 Temmuz 2021 tarihinde İstanbul Adliyesi 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek ikinci duruşmasına dikkat çekti.

Yapılan açıklamada, Cumartesi Anneleri’nin adalet arayışını ve barışçıl toplanma hakkını hedef alan 700. Hafta davasının, anayasal bir hakkın “suç” haline getirilmesi girişimi olduğu ve tüm toplumu etkileyecek sonuçlar doğuracağı vurgulandı.

Saat 12:00’de paylaşılan videoda, ilk olarak davanın avukatı Öztürk Türkdoğan kamuoyuna seslendi. Daha sonra Cumartesi Anneleri adına Emine Ocak, Cumartesi Çocukları adına Jiyan Tosun ve Cumartesi Torunları adına Dilcan Acer konuştu. Son olarak İkbal Eren tarafından basın açıklaması yapıldı.

İÇİŞLERİ BAKANI SORUMLU

İlk olarak sözü alan Avukat Öztürk Türkdoğan, 700. haftada Cumartesi Anneleri’ne ve yakınlarına polisin, sert bir şekilde müdahale ettiğini, orada bulunan insanları yerlerde sürüklediğini ve Cumartesi Anneleri hakkında 2911 sayılı Kanuna muhalefetten dava açıldığını belirtti.

Tüm bu olanların sorumlusunun, dönemin içişleri bakanı Süleyman Soylu olduğunu vurgulayan Öztürk Türkdoğan, “699 hafta boyunca otururken kamu güvenliği bozulmadı da, niye 700. haftada yasaklama kararı geldi! Çünkü i̇çişleri bakanının siyaseti buna sebep oldu. İçişleri Bakanı, sürekli insan hakları savunucularını hedef gösterdi. Şimdi anlıyoruz ki, bu kişi ile ilgili çok ciddi iddialar var. Neredeyse her türlü hukuka aykırı ilişkinin odağında olduğuna dair güçlü iddialar var. Hükümetten ve kendisinden yarım yamalak cevaplar dışında tatmin edici cevaplar alamıyoruz.” dedi.

90’lı yılların içişleri bakanlarından biri olan Mehmet Ağar’ı örnek veren Türkdoğan, sözlerine şu şekilde devam etti: “Elbette ki hatırlatıyoruz. Mehmet Ağar, yargılandı ve ceza aldı ve hala yargılamaları devam ediyor. Şimdiki bakana ve iktidara da tavsiyemiz, bu yasaklama siyasetinden vazgeçmeleridir. Unutmayın, adalet ve hakikat mücadelesi her zaman kazanır ve kesinlikle kazanacaktır. Annelerimizin inancı ve direnci bu yasakları yırtıp atacaktır. 12 Temmuz’da derhal beraat kararı verilecek ve bu hukuksuzluk sona erdirilecektir.”

YARGININ GÖREVİ KAYIP YAKINLARINI YARGILAMAK DEĞİL

Cumartesi Çocukları adına konuşan Jiyan Tosun, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetinin açıklanması ve faillerinin yargılanması talebi ile başlatılan Cumartesi eylemlerinin, 90’lı yıllarda ağır polis şiddeti ile engellenmeye çalışıldığını, tüm engellemelere rağmen kayıp yakınları ve insan hakları aktivistlerinin her hafta meydanda bulunmaya devam ettiğini ifade etti. Bugün, kendilerinin de meydanlarda defalarca aynı talebi dile getirdiklerini, babasının akıbetini araştırdıklarını ancak polis şiddetiyle karşılaştıklarını, meydanda oturmalarına izin verilmediğini ve annesinin 700. haftada yerlerde sürüklenerek gözaltına alındığını söyledi. Bütün talepleri ve kirli ilişkileri görmezlikten gelen, kayıp kişilerin dava dosyalarını raflarda çürüten yargının görevinin, kayıp yakınlarını değil, faili meçhul cinayetlerden sorumlu olanları yargılamak olduğunu vurguladı.

İNSANIZ, HAKLARIMIZ VAR

Cumartesi Anneleri’nin 850. hafta basın metnini, kayıplardan Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren okudu.

Basın açıklaması şu şekilde: “Gelin Çağlayan’da Cumartesi Anneleri ile birlikte ‘İnsanız, haklarımız var!’ diyelim. Gözaltında kaybedilen insanlarımız için hakikat ve adalet arayışımızın 850. haftasındayız. Bu topraklarda binlerce insan gözaltında kaybedildi veya siyasi cinayetlere kurban gitti. Bu insanlığa karşı suçların devletle ilişkisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Başbakanlık tarafından hazırlanan araştırma raporlarında da yer aldı.

İnsanlar evlerinden, işyerlerinden, kafelerden ve sokaklardan tanıklar önünde gözaltına alındı. Onlardan bir daha haber alınamadı ya da günler, aylar, yıllar sonra “kimliği meçhul kişi” olarak kayıtlara geçirilmiş toprak altındaki bedenlerine ulaşıldı.

Aileler, kaybedilen sevdiklerini ararken başvurdukları tüm kurumlarda inkarla karşılaştılar. Yaptıkları tüm hukuki girişimleri cezasızlıkla sonuçlandı. Yargı, suskun kalarak, davaları sürüncemede bırakarak, zamanaşımını devreye sokarak bu inkar ve cezasızlık sürecinin bir parçası oldu.

Bu koşullarda biz kayıp yakınları ve hak savunucuları olarak sesimizi duyurmak, yaşananları anlatmak ve taleplerimizi görünür kılmak için son çare olarak 27 Mayıs 1995 tarihinde kamuoyunun karşısına çıktık. Ellerimizde kaybedilen sevdiklerimizin fotoğrafları ve onların mezarlarına bırakamadığımız karanfiller ile her cumartesi, İstanbul’un en işlek noktası olan Galatasaray’da buluştuk. Anayasal haklarımızı kullanarak kamuoyu huzurunda devleti yönetenlere sorduk: Kayıplarımız nerede? Onları kaybedenler neden korunuyor?Haklarımızı korumakla görevli olan yargı, neden hep suskun? Devlet neden hukuk normları içinde hareket etmiyor?

699 hafta boyunca gözaltında kaybetmelerle ilgili, gerçekte yaşananlarla iktidar sahiplerinin topluma göstermek istedikleri arasındaki farkı anlattık. 699 hafta boyunca aynı gün ve saatte, aynı yerde buluşarak Galatasaray Meydanı’nı barışçıl buluşmalarımızın kurucu unsuru haline getirdik. Gözaltında kaybetmeler konusunda toplumun belleğini canlı tuttuk. Bir hafıza mekanına dönüştürdüğümüz Galatasaray Meydanı’nı kentin kollektif hafızasına kaydettik.

9 Temmuz 2018 tarihi itibariyle uygulanmaya başlanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk icraatlarından biri, Cumartesi Anneleri’ne Galatasaray Meydanı’nı yasaklamak oldu. 25 Ağustos 2018 tarihinde Cumartesi Anneleri’nin 700. hafta buluşması ağır polis şiddeti ile engellendi. 47 kişi gözaltına alındı. O günden beri ağır silahlı polislerce kuşatılan Galatasaray Meydanı, polis karakoluna dönüştürüldü ve tüm topluma kapatıldı. Bütün bunlar anayasa ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ayaklar altına alınarak yapıldı. 700. haftanın üzerinden iki yılı aşkın bir süre geçtikten sonra da anayasal haklarını kullanarak insanlığa karşı işlenmiş bir suça ve bu suçun cezası kalmasına itiraz ettikleri için 25 Ağustos 2018 tarihinde gözaltına alınan 46 kişi hakkında dava açıldı. Davanın ikinci duruşması, 12 Temmuz 2021 Pazartesi günü 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

Hatırlatmak isteriz ki, bu dava hiç kimse kendisini güven içinde hissetmesin diye açılmış bir davadır. Vatandaşa, ‘Anayasa, mevcut yasalar ve hukuk sizi koruyamaz!’ mesajıdır. Topluma, ‘Bizi sınırlayan hiçbir güç yok. Biz istersek her şey mümkün. Her an her şey olabilir!’ korkusu yaymaya yöneliktir. Çağrımız, vicdan sahibi herkesedir. Yargının, iktidar tarafından hak talep edenleri cezalandırma aracına dönüştürülmesine dur diyelim. Keyfiliği reddettiğimizi, bizi insan ve vatandaş kılan hak ve özgürlüklerimizi kullanmakta ısrar edeceğimizi bu yargılama vesilesi ile bir kez daha deklare edelim. Çağlayan’da Cumartesi Anneleri ile birlikte ‘İnsanız, haklarımız var!’ diyelim.

Kaç yıl geçerse geçsin kayıplarımız için adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 151 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

Related Articles

Yorum

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul et Devamını Oku