Anasayfa » CUMARTESİ ANNELERİ 863. HAFTA: “ZORLA KAYBETMELER, BİR DEVLET POLİTİKASI OLARAK CEZASIZ BIRAKILIYOR.”

CUMARTESİ ANNELERİ 863. HAFTA: “ZORLA KAYBETMELER, BİR DEVLET POLİTİKASI OLARAK CEZASIZ BIRAKILIYOR.”

tarafından admin admin
184 görüntüleme

Hasan EROL – 10 Ekim 2021

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi  Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve Cumartesi Anneleri, sosyal medya üzerinden gerçekleştirdikleri 863. hafta eyleminde Abdülmecit Baskın için adalet istedi. 

Cumartesi Anneleri, 863. hafta eyleminde, 2 Ekim 1993 tarihinde Ankara Kızılay’da özel harekat polisleri tarafından gözaltına alınıp zorla kaybedilen Abdülmecit Baskın için adalet talebinde bulundu. 

9 Ekim Cumartesi saat 12:00’de paylaşılan videoda, ilk önce Abdülmecit Baskın’ın oğlu Eren Baskın ve kızı Melek Babalıtaş konuştu. Ardından Avukat Sertaç Ekinci, Baskın’ın dosyasıyla ilgili hukuki süreç hakkında bilgi verdi. En son kayıp yakınlarından Melike Baskın tarafından basın açıklaması yapıldı. 

CANSIZ BEDENİNE ULAŞILDI 

İlgili açıklamada, Abdülmecit Baskın’ın zorla kaybedilmesiyle ilgili, “41 yaşındaki üç çocuk babası Abdülmecit Baskın, Altındağ Nüfus Müdürü’ydü. 2 Ekim 1993 tarihinde Ankara Kızılay’da özel harekat polisleri tarafından gözaltına alındı. Gözaltına alındığı inkar edilen Baskın’ın cansız bedeni 4 Ekim 1993 tarihinde, bir çiftçi tarafından Gölbaşı’nda bulundu. 

Bugüne kadar Abdülmecit Baskın’ın zorla kaybedilmesiyle ilgili etkin bir yargılama faaliyeti yürütülmedi. Suçun nasıl işlendiğine dair detaylar savcılık iddianamesine ve mahkeme tutanaklarına geçti. Ancak mahkeme, yargılanan sanıkların beraatine karar verdi. Bunun üzerine aile, üst mahkemeye başvurdu.” denildi. 

“BİZ ÖTEKİLERDİK” 

Eren Mecit, babasının polis özel harekat ekipleri tarafından görev yapmakta olduğu Ankara Altındağ Nüfus Müdürlüğü’nün önünden gözaltına alınarak katledildiğini söyledi. Babası öldürüldüğü zaman dört yaşında olduğunu söyleyen Mecit, “Daha biz o yaşlarda ölüm, faili meçhul kelimelerini dinlemeye ve aşina olmaya başlamıştık. Ben büyümeye başladıkça anladım ki, biz ötekilerdik. Bizler kürtlerdik, bizler alevilerdik, bizler sosyalisttik, bizler devrimciydik.” dedi. 

Walter Benjamin’in, “Ezilen toplumlar  kendilerini ifade etmekten vazgeçtiklerinde, yaşadıkları acıları anlatmayı bırakmaya başladıklarında asıl trajedi başlar.” dediğini aktaran Baskın, “Aslında biz hiçbir zaman yüklendiğimiz acıları anlatmaktan vazgeçmedik ve vazgeçmeyeceğiz. Artık beyaz Toros’larla, faili meçhul cinayetlerle bir yere varılamayacağını çok iyi gördük ve görmeye devam ediyoruz. Tıpkı şu anda siyah Transporter’ların işe yaramadığı gibi.” diye konuştu. 

“GALATASARAY MEYDANI BİR HAFIZA MERKEZİ” 

Babasının akıbetini, kendisiyle aynı yaraları taşıyan insanlarla beraber Galatasaray Meydanı’nda aramak istediğini söyleyen Abdülmecit Baskın’ın kızı Melek Babalıtaş, “Cumartesi Anneleri için Galatasaray Meydanı, bir hafıza merkezi olduğu gibi ayrıca bir iyileşme mekanıydı. Maalesef yokluğunu çok derin bir biçimde hissettiğim babamın acısını yaşarken bu sefer de içimizde bir parça umudun varolmasını sağlayan Galatasaray Meydanı hukuksuz bir biçimde bizlere kapatıldı.” diye belirtti. 

“YARGILAMA SANIKLARIN AKLANMA TİYATROSUNA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ” 

Dosya avukatlarından Sertaç Ekinci, Abdülmecit Baskın cinayetinin, daha sonra özellikle metropollerde nüfuzlu Kürt iş adamları veya aydınlarına yapılan cinayetlerin ilk halkası olduğunu belirtti. Bütün bu cinayetlerin sorumlularının kolluk kuvveti tarafından bulunamadığını söyleyen Avukat Ekinci, “Ancak 2011 yılında Özel Harekat eski polisi Ayhan Çarkın’ın vermiş olduğu ifadeler neticesinde bir soruşturma açıldı. Ayhan Çarkın’ın ifadeleri bu cinayetlerin, devlet içerisinde yapılanmış bir örgütlenmeyle bağlantısını açıkça izah ediyordu. Cinayetlerin yerleriyle ilgili detayları kendisi bildirdi. Sanıklar arasında Mehmet Ağar ve İbrahim Şahin’in bulunduğu dava, 2014 yılında başladı. Ancak bu yargılama, sanıkların adil bir şekilde yargılanmasından ziyade sanıkların aklanmasının tiyatrosuna dönüştürüldü. Yerel mahkeme, müşteki yakınlarının taleplerini, delil toplama taleplerini büyük ölçüde reddederek ve sanıkların tamamını duruşmalardan vareste tutmak suretiyle 2019’un aralık ayında tamamı hakkında beraat kararı verdi. Yapmış olduğumuz istinaf başvurusu neticesinde bölge adliye mahkemesi, yerel mahkemenin bu kararını bozdu. 15 Ekim 2021 tarihinde dosyanın, bozma ertesinde ilk kez, yerel mahkemede duruşması görülecek. Bu duruşma, söz konusu cinayetlerin aydınlatılması açısından ve ülkemizde gerçek anlamda bir demokrasinin yaşanması açısından çok büyük önem taşımaktadır.” dedi. 

“KAÇ YIL GEÇERSE GEÇSİN VAZGEÇMEYECEĞİZ” 

863. hafta basın açıklaması, kayıp yakınlarından Melike Baskın tarafından okundu. Basın açıklaması şu şekilde: “İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesi, demokratik sistemlerin temelidir. Devletlerin başta yaşam hakkı olmak üzere bireyin hak ve özgürlüklerini korumak için etkili bir yargısal sistem kurma yükümlülüğü vardır. Bu sistemin etkinliği, demokrasinin derinliliğinin de ölçüsüdür. 

Hukukun üstünlüğünü esas alan demokrasilerde herkes, meşru yollarla hak arama özgürlüğüne sahiptir. Hak arama özgürlüğü Türkiye’de anayasanın 36. maddesi ile güvence altına alınmıştır. Ancak bu topraklarda yaşanan gözaltında kaybetmelerle ilgili yürüttüğümüz hak arama mücadelemizde hep engellerle ve keyfiyetle karşılaştık. Bugüne kadarki yargı pratiği bize kaybedilen insanlarımızla ilgili etkili bir ceza soruşturması ve kovuşturması yapılmayacağı, soruşturmada ve yargılamada ilerleme olmayacağı, suçun faillerinin cezasız bırakılacağı mesajını verdi. 863. haftamızda bu iddiamızı destekleyen Abdülmecit Baskın dosyasıyla kamuoyunun karşısındayız. 

Abdülmecit Baskın, 4 Ekim 1993 tarihinde, sorgulandıktan sonra ateşli silahla öldürülmüş, elleri arkadan bağlı cansız bedeni Gölbaşı mevkiinde bulundu. Bulunduğu yer Milli İstihbarat Teşkilatı Genel Koordine Merkezi’ne çok yakın mesafedeydi. Ailenin başvurusu üzerine başlatılan soruşturma etkin bir biçimde yürütülmedi. Dosya sürüncemede bırakıldı. 

Olaydan on sekiz yıl sonra, 26 Mart 2011 tarihinde Özel Harekat polisi Ayhan Çarkın’ın İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadede, 1993 yılında Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin’in emriyle, Abdülmecit Baskın’ı gözaltına aldıklarını ve Baskın’ın Özel Harekat polisleri tarafından öldürüldüğünü detaylarıyla anlattı. Ayhan Çarkın’ın anlatımlarının yer tanımları, mekanlar ve olay yeri tutanakları ile birebir örtüştüğü, savcılık ve mahkeme kayıtlarına girdi. Çarkın’ın basına da yansıyan itiraflarından sonra Abdülmecit Baskın ve Çarkın’ın beyanlarında isimleri geçen gözaltında kaybedilen veya infaz edilen on sekiz kişiye ilişkin yeni bir soruşturma başlatıldı. 

Soruşturma sonrası 2014 yılında, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde içlerinde Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken’in de bulunduğu on dokuz kişi hakkında ‘cürüm işlemek için oluşturulan silahlı örgütün faaliyeti kapsamında insan öldürmek’ suçundan dava açıldı. Mahkemede dönemin üst düzey kamu görevlileri, söz konusu öldürmelerin devletin bilgisi dahilinde gerçekleştiğini beyan ederek detaylı açıklamalarda bulundu. Ancak kamuoyunda Ankara Jitem davası olarak bilinen dava, 13 Aralık 2019 tarihinde tüm sanıkların beraatleriyle sonuçlandı. Yerel mahkemece verilen hükümlere karşı aileler, istinaf kanun yoluna başvurdu. 5 Nisan 2021 tarihinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi beraat hükmünü bozdu ve dosyayı Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Bozma kararı sonrası ilk duruşma 15 Ekim 2021 tarihinde saat 14.00’te görülecektir. 

Abdülmecit Baskın’ın kimlerin talimatı ile gözaltına alındığı ve kimler tarafından sorgulandıktan sonra infaz edildiği kuşkuya yer bırakmayacak biçimde açıktır. Dosyada sanıkların cezalandırılmasına yetecek kadar delil bulunmaktadır. Bu yüzden evrensel hukuka ve adalete uygun yeni bir karar tesis edilmeli, sanıklar insanlığa karşı suç kapsamında cezalandırılmalıdır. Kaç yıl geçerse geçsin; Abdülmecit Baskın için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 164 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz!”

Related Articles

Yorum

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul et Devamını Oku