Anasayfa » BİR KÖRPE FİDAN…

BİR KÖRPE FİDAN…

tarafından admin admin
1367 görüntüleme

İsmet MACİT – 04 Haziran 2021

Sanatçı Ezgi Mola toplum vicdanının dili olarak bir tecavüz sanığının korunmasına tepkisini koyunca sanık avukatı dava açmış..

Şu yazıyı tecavüze uğrayan ve intihar eden körpe fidan için yazmıştım!…

İsmini bilmiyoruz haber sitelerine İ.E olarak geçmiş..

18 yaşında bölgede görevli bir uzman çavuşun tecavüzüne maruz kalıyor. Hayatı ve acılarını yeni tanımaya başlayan körpecik bir yürek.

Kendi kanatlarını ilk defa deneyecek yaşa gelince kendisini aşkın masmavi göğüne bırakıyor. İlk kanat çırpışında bir akbabaya yem oluyor bu “Nazlı Kanarya”

Hani Canan Can Eroinle Dans romanında diyor ya: “Gönül işi bu, mantık tanımıyor. En olmadık birine akabiliyor duyguların. Elini uzattığın gülün dikenlerini görmüyorsun bile. Bir gün gelip o dikenlerin orana burana batacağını, benliğinde açtığı onulmaz yaralarını acımasızca kanatacağını düşünmek istemiyorsun. Sunulan gülün renginin ve kokusunun sarhoşluğu yetiyor sana”

O sarhoşlukla tuttuğu elin bir vicdansıza ait olduğunu bilmiyor İ.E… önce hayata dair ümitleri sonra namusu ahlaksız bir hırsız tarafından çalınıyor.

O coğrafyanın çocukları hayata sıfırdan değil sıfırın altından başlar zaten..Kızcağız zaten yenik başladığı hayatın ortasında yapayalnız kalıyor..

İ.E tutunduğu sarmaşığın kopmasıyla yerle bir oluyor. Düşüyor hayatın yakasından. Hayalleri, umutları, duyguları duvara çarpan cam vazo misali paramparça oluyor. Çaresizlik “bir ısırgan otu gibi” sarıyor dört bir yanını..

Güneşi batınca karanlıkta el yordamıyla yürümeye çalışıyor ama nafile.. Kendini ölümün kollarına bırakmaktan başka çaresi kalmadığını düşünüyor.

Acılarını sadece ölümün dindireceğini düşünerek intihara teşebbüs ediyor. Hastaneye kaldırılıyor, çabalasa kurtulacak ama çabalamıyor ve hayatın yamaçlarından sessizce kayıp mezarıyla buluşuyor..

Evlat acısıyla yüreği adeta sıcak tavada alev almış bir anne Kürtçe ağıtlar yakıyor kızının arkasından. Çoğumuz ne dediğini anlamıyor ama gözyaşları yüreklerimizi yangın yerine çeviriyor. Acının gözyaşının, ırkı vatanı yoktur hakikati gönüllerimize kazınıyor..

Daha sonra (eğer kaldıysa) toplum vicdanını yaralayan bir haber düşüyor haber sitelerine. Tecavüz eden sanığın salıverildiğini okuyoruz hayretle.. Tecavüzünün adli tıp raporuyla sabit olmasına rağmen “sarhoştum” deyip yırtıyor (kendince) bu işten..

Sonra mütecavizin suç ortakları hep bir ağızdan bağırmaya başlıyor: “Ordumuz yıpratılmak isteniyor, vatanımız bölünmek isteniyor…”

Artık suçlular bu ülkede suçlarını bayrakla, dini argümanlarla ve üniforma ile örtmeye başlıyor.
“Bir kereden bi şey olmaz” diyen dönemin bakanının yüreği sızlamasa da kulakları çınlıyor..

Adalet ülkeden hicret ediyor, geriye tiranların istila ettiği kanı çekilmiş bir memleket ve vicdanını yitirmiş yürüyen cenazelerden müteşekkil zombiler topluluğu kalıyor!

Her şeye rağmen “insanlık” diyenlerin kaderine ise bu karanlık ruhlarla güçleri yettiğince mücadele etmek ve kötülük dikenler gibi kendiliğinden yetişip çoğalırken gül yetiştirmek için sabırla temkinle tevekkülle gayret etmek düşüyor!

Related Articles

Yorum

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Bu konuda sorun yaşamadığınızı varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul et Devamını Oku