Hasan EROL – 26 Haziran 2021

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve Cumartesi Anneleri, sosyal medya üzerinden gerçekleştirdikleri 847. hafta eyleminde, Recep Diker için adalet istedi.

Cumartesi Anneleri; 848. hafta eyleminde,
14 Eylül 1994 tarihinde, ağabeyinin işlettiği kahvehaneye gitmek üzere evinden ayrılan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Recep Diker için adalet talebinde bulundu.

KORUCULAŞTIRMA BASKISI

Saat 12:00’de paylaşılan videoda, ilk sözü
Recep Diker’in eşi Leyla Diker aldı, daha sonra Diker’in abisi Abdürrahim Diker ve oğlu Mahsun Diker konuştu ve en son basın açıklaması yapıldı. Yapılan açıklamalarda şu ifadelerde bulunuldu:

“29 yaşındaki iki çocuk babası Recep Diker, ailesiyle birlikte Silvan’a bağlı Kayadere köyünde yaşıyordu. Köylüler üzerinde ağır bir koruculaştırma baskısı vardı. Köylülerin tüm baskılara rağmen korucu olmayı reddetmesi üzerine, köy üç kez yakıldı. Köylüler zorla yerlerinden edildi.

Bu süreçte Diker ailesi, Silvan’a taşınmak zorunda kaldı. Köyde asker baskısından kaçan aile, ilçede Hizbullahın hedefi oldu. Ölüm tehditleri alan Recep Diker, bu sefer de ağabeyinin yaşadığı Diyarbakır’a gitti. Ailesini Silvan’da bırakan Diker, Diyarbakır’da ağabeyinin evine yerleşti. 14 Eylül 1994 tarihinde ağabeyinin işlettiği kahvehaneye gitmek üzere evinden çıktı ve bir daha geri dönmedi. Ailenin yaptığı tüm başvurular sonuçsuz bırakıldı. Recep Diker’den bir daha haber alınamadı.


TEHDİT EDİLİYORDU

Eşinin Hizbullahçılar tarafından tehdit edildiğini belirten Recep Diker’in eşi Leyla Diker şunları söyledi:

“Kendisini tehdit etmişlerdi. ‘Buralarda isen seni öldürürüz.’ demişlerdi. Çocuklarım çok küçüktü. Birisi bir yaşındaydı, diğeri iki yaşındaydı. Çocuklarım sürekli soruyorlar. ‘Babamızın mezarını bulmak istiyoruz, nerededir.’ diyorlar.”

KİMSE CEVAP VERMİYOR

Leyla Diker’den sonra kamuoyuna seslenen ve kendisinin de, 1993 yılında, Diyarbakır’a kaçmak zorunda kaldığını belirten Recep Diker’in babası Abdürrahim Diker;

“Birkaç ay sonra mecburi olarak o da kaçtı, benim yanıma geldi. Çocuklarını arkada bıraktı. Kaybolduktan sonra devlete gittim, cevap vermediler. Daha sonra mahkemeye gittik. Mahkeme de daha cevap vermedi ve vermiyor. Kayıptır arıyoruz, cevap da vermiyorlar.” şeklinde konuştu.

BABAMIN BİR MEZARI OLSUN

Babası kaybedildiğinde dört yaşında olan Mahsun Diker şunları ifade etti:

“Gerek resmi gerek şahıslarla yaptığımız görüşmelerde herhangi bir bilgiye ulaşamadık. Bizim amacımız sadece kemik parçalarını bulmak, dini vecibelerini yerine getirip onu saklamaktır. Nereden, nasıl yaşamını yitirdiğini bilmek istiyoruz. Devletten isteğimiz, bir an önce ortaya çıkarılıp bize bilgi vermeleridir. Her insanın istediği gibi ben de babamın bir mezarının olmasını istiyorum.”

KAYBETME SUÇU YALNIZCA KAYBEDİLEN KİŞİYE KARŞI İŞLENMEZ

Basın metnini Ayşe Tepe okudu. Dünyanın en uzun barışçıl direnişlerinden birini sürdürdüklerini vurgulayan Tepe, son olarak şunları ifade etti:

“Kayıp yakınları ve hak savunucuları olarak bu uzun mücadeleyi sürdürmemizin nedeni, bugüne kadar iktidarlar değişse de gözaltılarda kaybetmelerdeki devletin sorumluluğunu inkar eden, kaybedenleri cezasız bırakan politikaların hiç değişmiyor olmasıdır. Gözaltında kaybetme suçu, yalnızca kaybedilen kişiye karşı işlenmez. Kaybetmeler, kaybedilenlerin arkasında bıraktığı insanlara karşı da işlenen bir suçtur. Kayıp yakınlarına yaşatılan belirsizlik, bekleyiş, hakikate ve adalete ulaşmanın yarattığı çaresizlik duygusu işkencedir, zalimane ve insanlık dışı bir muameledir.

848. haftamızda, bir kez daha, iktidara ve yargı makamlarına sesleniyor ve talep ediyoruz. 27 yıldır Diker ailesine yaşatılan işkenceye son verilmelidir. Onların ulusal bir makama, etkili bir başvuru yapabilme haklarını kullanmaları sağlanmalıdır. Recep Diker’in akıbetini açığa çıkartacak, onu kaybedenleri tespit ederek yargılanmalarını sağlayacak etkinlikte bir soruşturma ve kovuşturma faaliyeti yürütülmelidir. Kaç yıl geçerse geçsin; Recep Diker için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 149 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

What's your reaction?
0Cool0Upset0Love0Lol

Add Comment

to top