Semra POLAT – 28 Ağustos 2021

Cemile ismini türkülerden tanır insanlar. Cemile oynar, halay çeker; kıpır kıpırdır içi. Coştukça coşar, mutludur. Yaradan’ın Cemal isminin kadın yüzündeki ismidir Cemile, güzel demektir anlamı. Her Cemile güzeldir. İşte bu güzellerden birisi de Cemile ÇAĞIRGA idi. Cemile oynardı, koşardı, ağlardı, gülerdi. Toz yüklü sokaklarda, yıkılmış duvarlar arasında geleceğe dair hayaller kurardı. Bu enkaz yığınından çıkacak, gelecek güzel günlere ulaşacaktı. Bu hayallerin içinde kulakları sağır eden sesler de vardı; top sesi, havan sesi, kurşun sesi. Bu seslere uyanırdı her sabah Cemile. Alışmıştı kulakları sanki. O korkunç seslere rağmen kapının önüne çıkar oyun oynardı; nihayetinde çocuktu. Nereden bilsin enkaz yığınlarının arasından seke seke gelen kurşunun kalbini paramparça edeceğini. Cemile bir kelebek ömrü gibi usulca yığılıverdi merhamet yüklü ana kucağına. Son sözü “Ah! Anne” oldu. O ah kimleri bulacaktı kim bilir…

7 Eylül’de Cudi Mahallesi’nde evinin kapısının önünde vurularak öldürüldü 10 yaşındaki Cemile Çağırga. Cemile’nin annesi Emine Çağırga “Üç kızım vardı, beş de oğlum. 23 yıl önce büyük kızımı, şimdi ise küçük kızımı 10 yaşında iken kaybettim” diyor ve özetliyor yaşananları: “Evimiz yüksek bir noktada. Cizre’den de patlama ve silah sesleri geliyordu. Ne olup bittiğini görmek için kapının önüne çıkıp baktık. Birden bize de ateş edilmeye başlandı. Avluya kaçtık. Cemile önümde düştü, ben de üzerimize yağan kurşunlardan korunmak için Cemile’nin üzerine kapattım kendimi. Kalktığımda Cemile’nin yaralandığını gördüm. Bağırdım yardım istedim ama Cemile kollarımda can verdi. O gece kızımın cesedini koynuma alarak uyudum. Sabah saçlarına ve ellerine kına yaktım. Sonra onu yıkayıp kefenledik. Cesedi bozulmasın diye, kayınbiraderimin evindeki derin dondurucuyu getirip kızımı içine koyduk. Üç gün boyunca kızımın cesedini buzlukta beklettik. Daha sonra da milletvekilleri gelince cenazesini hastanenin morgunu götürdük.”

Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun “Cizre’de sivil kayıp yok” sözüne karşılık Cemile’nin annesi soruyor: “Başbakan, Cumhurbaşkanı gelip kızımı görsünler, o küçük çocuk nasıl terörist olabilir? Kızımın cenazesi günlerdir dolapta, dünya alem gelip onu görmeli ve terörist olmadığını bilmeli. Belki ölenler arasında PKK’lılar da vardır, bilmiyorum ama 10 yaşındaki çocuk, yedi çocuk annesi Maşallah, onun gelini Zeynep, 70 yaşındaki yaşlı adam da mı terörist?”

Cemile’nin okulu çok sevdiğini ve büyüyünce doktor olmak istediğini söyleyen ailesinin yaşadığı acının tarifi imkansız. O yüzden Cemile’yi anlatıyorlar; artık sadece geçmiş zaman ekleriyle anabildikleri Cemile’yi:

“Cemile 01.08.2005 tarihinde Şırnak’ın Cizre ilçesinde dünyaya geldi. Ailemizin en küçük çocuğuydu. Cemile daha okul yaşına gelmeden abilerine, kuzenlerine özenerek anne babasına sürekli beni okula kayıt edin diyordu. Yaşı küçük olduğu için anne babası okulun ana sınıfına kaydettiler. Annem her gün onu okula götürür çıkış saatlerinde gidip alırdı. Bir süre sonra ‘Ben kendim gidebilirim anne sen yorulma’ demeye başladı. Annesi onu uzaktan takip ederek okula girene kadar beklerdi. Yolu bildiğini anladıktan sonra tek başına gitmeye başladı. Zaman geçtikçe daha okula gidiş saati gelmeden hazırlanıp ‘Ben gideceğim’ diyordu. Okul eve yakın olduğu için gitmesine izin veriyorduk çünkü okul aynı zamanda onun için bir eğlence alanıydı. Okulda arkadaşlarıyla bir araya geliyordu. Cemile’nin öğretmeni onun utangaç olduğunu söylerdi fakat saygıda kusursuz olduğunu da eklerdi onu anlatırken. Cemile’nin okul hayatı 3.sınıfa kadar sürdü ne yazık ki. 4.sınıfa geçmeden Cemile’yi kaybettik.

Cemile küçük bir çocuk olmasına rağmen yaşından büyük davranarak yeğeniyle ilgilenirdi. Yengesine çok yardımcı olurdu. Yeğeniyle o kadar içli dışlıydı ki Cemile’yi kaybettiğimizde yeğeni ‘Cemile nerede? Beni ona götürün, onun yanına gideceğim’ diyerek günlerce ağlayıp durdu.

Cemile daha küçük yaştayken Kuran-ı Kerim okumayı öğrendi. Her gün düzenli bir şekilde camiye gider imamdan ders alıp ondan sonra eve gelirdi. Öyle ki sokağa çıkma yasakları anons edildiğinde arkadaşlarıyla beraber camide Kuran-ı Kerim dersi alıyorlardı. Anonstan sonra imam onları eve gönderip yasak bitene kadar derslerin olmayacağını söyledi. Cemile eve gelince ‘Anne anons ettiler sokağa çıkmak yasakmış’ dedi annesine.

Cemile yemek ayırt etmezdi. Patates kızartmayı çok severdi özellikle. Dışarıdan da abilerinden döner isterdi bazen.

Cemile’nin abisi akşamları eve gelince Cemile’yle şakalaşmak için ‘Cemile gel harçlığını vereceğim’ deyip onu yanına çağırırdı. Geldiğinde cebinden 25 krş çıkarıp uzatırdı. Cemile de ‘Bu ne?’ deyip atardı parayı, ‘İstemiyorum’ derdi. Belli bir süre onla şakalaştıktan sonra istediğini verirdi Cemile’ye.

Babam ‘Cemile Kızım büyüyünce ne olmak istiyorsun?’ dediğinde ‘Büyüyünce doktor olacağım, hasta insanlara bakıp onları iyileştireceğim’ diyordu. Fakat hayalini gerçekleştiremeden kaybettik Cemile’yi.

Cemile söylenen sözü ikiletmezdi. Ondan büyükleri bir şey istediklerinde ‘Yok’ demeden gidip yapardı.

Cemile boş zamanlarında babasının yanına gider ‘Size yardıma geldim’ derdi. Babasının yanında kalırdı çoğu zaman. Babam Cemile’yi kaybettiğinde ‘Sadece kızımı değil küçük arkadaşımı da kaybettim’ dedi. 

Cemile sokağa çıkma yasağı sürecinde evin kapısının önünde vurularak öldürürdü. Son sözü annesinin kucağında ‘Ah! Anne’ demek oldu… “

Koca coğrafyanın batısında Cemilelerin gezdikleri dağlar meşeli, kızlar oynar neşeli neşeli. Doğusunda Cemilelerin dağları sisli puslu, kurşunlu… Saçları ipek Cemile ana kucağının sıcaklığından çıkıp soğuk dolaplara kondu. Katılaşmış buz kaplı kalplere bir buz daha oldu. Ne zaman doğar güneş, eritir bu buzları bilinmez ama Cemile sıcak diyarlara yol aldı çoktan. Mor sümbüllü dağlarda neşeli neşeli türkülerini söylüyor olmalı… Bizde sana eşlik edelim şarkılarında Cemile. Seni seviyoruz, üşümüş yüreğine sımsıcak sarılıyoruz ve seni unutmuyoruz…

What's your reaction?
0Cool0Upset0Love0Lol

Add Comment

to top