Türkiye’de şu an terör mevzuatı ve yerleşik Yargıtay içtihatları uygulanmamaktadır. Gülen Hareketine sempati duymak ya da bir şekilde yasal faaliyetlerine katılmak örgüt üyeliği için yeterlidir. Bu faaliyetin 40 yıl ya da 5 yıl önce gerçekleştirilmesinin mahkemeler açısından bir önemi yoktur. Bir ihbar, bir gizli tanık beyanı, ankesörle aranmak ya da Bylock kullanmak çok ağır cezalar almak için yeterlidir. Daha vahimi de, bu uygulamaların Yargıtay ve Anayasa Mahkemesince içtihat haline getirilmesidir.

Türkiye’de hali hazırda, onlarca vakıf, cemaat ve grup vardır ve bunların da çok sayıda derneği, yayın organı ve okulu bulunmaktadır. Bu gruplar içinde, her meslek grubundan insan yer aldığı gibi, bu kişilerin kendileri ve eşleri bu gruplarca gerçekleştirilen toplantılara katılmakta, çocuklarını bu okullara göndermekte ve derneklerine bağış ve yardımda bulunmaktadırlar. Hatta bu faaliyetler de, Gülen Hareketinde olduğu gibi Devletin en üst makamları tarafından takip edilmekte ve desteklenmektedir. Kısaca, şu an bu faaliyetler yasal kabul edilip Devlet tarafından teşvik edildiği gibi, bu faaliyetlere kimin ne zaman katıldığı da çok iyi bilinmekte ve kayda alınmaktadır.

Özellikle 15 Temmuz yargıç ve savcıları bu durumu çok iyi bilmektedir. Zira basında genişçe yer aldığı üzere; 2014 HSYK seçimlerinde görevdeki hâkim ve savcıların tamamı Adalet Bakanlığında kurulan bir komisyon marifetiyle ailevi yapılarına, siyasi görüşlerine ve mezheplerine kadar fişlenmiş, ortaya çıkan sayılara göre de gruplara kontenjan ayrılmıştır. Bu sayede, Yargıtay üyeliği ve Daire başkanlıkları ile unvanlı görev tabir edilen görevlerden hangi gruba ne kadar verileceği belirlenmiş ve halen bu uygulama devam etmektedir.1 Kısaca, Devlet tüm kamu personelini fişlemiştir.

İşte, tehlike ve korku burada ortaya çıkmaktadır. Siyasal iktidarın el değiştirmesi ya da gücün başka bir gruba geçmesi halinde, şu an Gülen Hareketine reva görülen uygulamalara başka bir yapı ve oluşumun maruz kalması pekâlâ mümkündür. Zira hukuk güvenliği yoktur ve iki polis, bir savcı ve bir sulh ceza hakimiyle bir yapı, oluşum ve hatta siyasi partinin silahlı örgüt kabulü mümkün hale gelmiştir. Ayrıca, bu uygulamaların hukuki zemini de Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarıyla oluşturulmuştur. Yani, her hukuksuzluğun mazereti ve kılıfı hazırdır.

1 https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/baris-terkoglu-ve-baris-pehlivanin-yeni-kitabi-yargidaki-durumu-ortaya-koyuyor-1795420

Kaynak

What's your reaction?
0Cool0Upset0Love0Lol

Add Comment

to top