UĞURSUZ BİR ESARET BİÇİMİ: ZORLA KAYBEDİLME

Şafak KADIOĞLU – 07 Nisan 2021

Ernesto Sabato, bir devrimci, anarşist, bilim insanı, yazar, ressam olarak aslında tam anlamıyla bir entelektüel. 1911-2011 yılları arasında tam bir asra şahitlik etmiş; iyilik ve kötülük arasında salınan dünyada kötülüğe karşı direnmeyi seçmiş ve faşizme karşı direnmiştir. En büyük savaşını da Arjantin’de 1970-1983 Arjantin askeri yönetimi sırasında zorla kaybedilen onbinlerce insanın akıbetinin araştırılması için verir. “Kirli Savaş”ın ardından CONADEP (Kayıpları Araştırma Komisyonu) kurulur ve Sabato komisyonun başkanlığını yapar. Komisyonun hazırladığı rapor 1984 yılında “Bir Daha Asla” başlığıyla yayımlanır. Binlerce sayfalık raporun önsözünde “Son sözümüz adalet olmalı. Duyduğumuz, okuduğumuz ve gördüğümüz şeyler karşısında sessiz kalamayız”. der.

Raporun temelini yaklaşık ellibin sayfalık şans eseri hayatta kalan tanıkların ifadeleri oluşturuyor. Bunun yanında istatistikler, belgeler, dokümanlar ve son olarak öneriler yer alıyor. Raporda anlatılanlar totalitarizm düşmanlarına hukukun üstünlüğü ve demokrasinin savunucularına ilham verecek niteliktedir. 

Dünya üzerinde aralarında Türkiye’nin de yer aldığı yaklaşık altmış ülkede bu insanlık suçu işlenmiş ve işlenmeye devam etmektedir. Ancak bazı ülkeler bu acı gerçekle yüzleşmiş ve sorumluların cezalandırılması ve bir daha asla yaşanmaması için önlemlerini almıştır. Arjantin örneğinde ise vakalar Türkiye’de yaşananlarla büyük benzerlikler taşımaktadır. 

Benzerlikler 

Öncelikle kurbanlar Arjantin toplumunun her kesiminden rastgele seçilmektedir. Askeri hükümet önceleri sadece terör eylemleri gerçekleştiren siyasi örgüt üyelerini veya devrimcileri kaçırıp işkence yapıp öldürür. Ancak zamanla rejim; işçi, öğretmen, öğrenci, gazeteci, sanatçı, ev hanımı ayırt etmeksizin tüm siyasi muhalifleri terörist olarak görür. Rejimle ilgili memnuniyetsizliğini ifade etmek, rejimin hedefi olmak için yeterli bir sebeptir. Zaten diktatörlüğün doğası da budur; kendinden olmayan, kendi gibi düşünmeyen, kendine hizmet etmeyen ne varsa imha etmek ister. Türkiye örneğinde de yıllarca Kürt vatandaşlar zorla kaybedilirken bulunması için etkin ve etkili soruşturma yürütmeyen devlet bugün Gülen Cemaati mensupları için aynı yolu izlemektedir. Üzerinde durulması gereken asıl nokta ise dün Kürtlere, bugün ise Gülen Cemaati mensuplarına yapılan bu insan hakkı ihlalinin yarın hangi “hain gruba” yapılacağıdır. Şeytanlaştırlan LGBT üyeleri mi, muhalif bir tarikat veya cemaat mi, sol örgütler mi, aktivistler mi?

Cunta yönetiminin zorla kaybetme ekibi ilk aşamada kurbana ulaşamazsa devreye giren yöntem “fare kapanı” olarak adlandırılmaktadır. Eğer aranan şahıs evinde bulunamazsa günlerce evi ve gidebileceği yerler ablukaya alınır. Hatta daha da ileri gidilerek aileden başka biri rehin olarak kullanılır. Türkiye’de de legal veya illegal yoldan ulaşılmaya çalışılan insanlara ulaşılamadığı takdirde genellikle eşleri rehin olarak tutulmaktadır. Eğer rehin alınan insanların hakkında soruşturma varsa tutuklanmakta; yoksa hukuka aykırı şekilde günlerce gözaltinda esir olarak tutulmaktadır.

Raporda ayrıca askeri cuntanın kontrolünde yasadışı sorgulamaların ve işkencenin yapıldığı “Çukur (Pazoz)” adı verilen 340 gizli gözaltı merkezinin varlığından söz edilmektedir. Türkiye’de ise sayısı tam olarak bilinmemekle beraber işkence merkezinin adı “Çiftlik” olarak adlandırılmaktadır. Altı ay yasadışı biçimde gözaltı merkezinde tutulduktan sonra bir mizansen ile polise teslim edilen Ayten Öztürk bu merkezde yaşadıklarını mahkemeye verdiği ifadede tüm ayrıntıları ile anlatmıştır. Öztürk’ün ifadeleri 2016 tarihinden sonra kaçırılıp ortaya çıkarılanların ifadeleri ile de büyük benzerlik göstermektedir.  Bu ifadelerde işkence ekibinin söz konusu merkezi “Cehennemin Dibi” olarak tarif ettikleri belirtmektedir. ‘Çukur’ların girişinde ise Dante’nin cehennemin kapısında yazdığını ifade ettiği söz vardır: “Buraya giren sizler umudunuzu terk edin”. 

Çarpıcı bir benzerlikse en sapkın haliyle zorla kaybedilenleri uçaklardan canlı canlı fırlatarak büyük bir cinayet işlenmesi. Arjantin örneğinde gizli gözaltı merkezinde tutulan hamile kadınların bebekleri ellerinden alındıktan sonra uçaklara bindiriliyor ve okyanusun soğuk sularına atılıp cesetleri bile ailelerinden koparılıyor. Türkiye’de ise 1990’lı yıllardan başlayarak örgüt mensubu olduğu kabul edilen kişilerin helikopterden atılması iddiaları sıklıkla dile getirilmektedir. 2020 yılında ise Osman Şiban ve Servet Turgut isimli sıradan köylüler aynı akıl almaz muamaleye maruz kaldılar. Ağır yaralı halde hastaneye getirilen vatandaşlardan Servet Turgut hayatını yitirmiş ve “Helikopterden düşme sonucu yaralanma” ibaresi bizzat yaralıları hastaneye getiren kolluk kuvveti mensupları ve hastane tarafından kayda geçirilmiştir.

İşkence yöntemleri ve toplu mezarlar konusundaki benzerliklere bu yazıda değinilmeyecektir. Ancak dayak ve elektrikli alet en olağan olanlardır. Bir polis hücresinde iki ay geçirdikten sonra ortaya çıkarılan Dr. Norberto Liwsky’nin “Beni bir an önce öldürmelerini tüm kalbimle diledim.” demesi yaşanan vahşeti özetler niteliktedir. İfadelerine şu şekilde devam eder: “Gece bana bir kağıt parçasını gözlerim bağlı olarak imzalattılar. Daha sonra bu, askeri mahkemede ilk ifadem olarak kullanıldı. Orada yargıç bana yöneltilen suçlamaları bildirdi. Bunların arasında Hurlingham’daki model okulunda çalışmış olmam da vardı”. Türkiye’de 2019 yılında zorla kaybedildiği iddia edilen ve dokuz ay sonra Antalya Emniyeti’nde ortaya çıkan Gökhan Türkmen ise 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde verdiği ifadede, “Bana elli küsur sayfalık bir bilgisayar çıktısı verildi. Bunu elle yazmam istendi. Altına imza attım. ‘Bunu mahkemede veya emniyette geri çekersen olacaklardan sen sorumlusun.’ dendi.” seklinde ifade vermistir.

Sonuç

Sabato’nun ifadesi ile yaşananlar, “Resmi olarak kabul edilmeyen bir özgürlükten yoksun bırakma vakası değil günlük varoluşu zulüm ve deliliğin sınırlarına iten uğursuz bir esaret biçimiydi”. Mağdurun savunmasızlık durumundan faydalanma gerçeği, zalimlerin doğası hakkında her şeyi söylüyor aslında. Kaçırma operasyonunu yürüten ekip her zaman kurbanların oluşturduğu sözde tehditle tamamen orantısız bir güce sahip oluyor. Halk desteğinin genişletilmesini önlemek, halkın geneli için bir korku iklimi aşılamak amacıyla  başlatılan işkence ve zorla kaybedilme, bir sonraki aşamada siyasetin aracı olmaktan çıkıp zevk araçları haline geliyor. 

 Leviathan’da Hobbes, cezasızlığın bilincinde işlenenden daha büyük bir suç olmadığını savunur. Devlet terörizminden sorumlu olanların, eylemlerinden asla hesap sorulmayacağına dair inançları kendilerine ‘sınırsız bir yasa dışı eylemler sistemi’ planlama yetkisi veriyor. 

Raporun önsözüne Sabato şu olayı anlatarak başlar: “İtalya faşist grupların, kızıl tugayların ve diğer benzer örgütlerin acımasız saldırılarına yıllarca maruz kaldı. Bununla birlikte bu ülke hiçbir zaman bu teröristlerle mücadelesinde hukuk ilkelerinden vazgeçmemiştir. Sorunu mahkemeler aracılığıyla çözmeyi başarmış ve sanıkların adil yargılanma haklarını garanti altına almıştır. Aldo Moro’nun kaçırılması sırasında güvenlik güçlerinin bir üyesi, General Della Chisesa’ya pek çok şey bilen bir şüpheliye işkence yapılmasını önerdi. General, şu unutulmaz sözlerle cevap verdi: “İtalya, Aldo Moro’nun kaybından sağ çıkabilir ancak işkencenin ortaya çıkmasından sağ çıkamaz.”

Bugün Türkiye’de Sunay Elmas, Ayhan Oran, Yusuf Bilge Tunç, Gülistan Doku, Hürmüz Diril ve Mehmet Bal’ın akıbetleri bilinmiyor ; aileler kayıplarını arıyor. Son olarak ise 29.12.2020 tarihinde baskentin en işlek caddelerinden birinde kaybedilen Hüseyin Galip Küçüközyiğit’ten tam yüz gündür haber alınamamakta ve Küçüközyiğit’in kızının babasını bulmak için tek başına verdiği mücadelede yetkili kurumlar etkin ve etkili bir soruşturma yapmaktan kaçınmaktadır. 

1 https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya-forum/2018/09/02/dunya-forum-arjantinin-plaza-de-mayo-anneleri

2 http://desaparecidos.org/arg/conadep/nuncamas/nuncamas.html

3 https://boldmedya.com/2019/06/14/ankaradaki-iskence-merkezinde-6-ay-iskence-goren-ayten-ozturk-herseyi-anlatti/

4 https://m.bianet.org/bianet/insan-haklari/233240-helikopterden-atilma-olayinda-siradisi-dort-unsur

5 https://romankahramanlari.com/alcakgonullu-bir-direnis/

6 https://www.latimes.com/archives/la-xpm-1986-12-07-bk-1062-story.html

What's your reaction?
0Cool0Upset0Love0Lol

Add Comment

to top