Duygu KASIRGA |   Avrupa Adalet İnisiyatifi
Bugün tüm gri bulutlar gözlerime hicret ediyor sanki. Duygularım ürkek bir kuş gibi duruyor kalbimin tepesinde, ha ağladı ha ağlayacak…
 
Haksızlığın ince sızısı bir hançer gibi yokluyor ruhumu arada bir, sindiremiyorum tüm bu yaşanılan haksızlıkları.. 
Bir saniyenin bir asır hükmünde olduğu bir sabahın içindeyim. ‘GünAydın’ diyorlar içimizdeki kara bulutları görmeden,sahi gün ne zaman ayacak, güneşe göç ne zaman başlayacak mazlumlar için… Gün geçmiyor ki bir haksızlıkla daha karşı karşıya kalmayalım.
Hani hep derler ya ‘Vefa’ artık sadece bir semt adı diye; peki ya ADALET ? Gerek konusu gerekse de hayatımızdaki yeri olarak çok sık kullanmamıza rağmen varlığının hakkını idrak edemediğimiz kavramlardan biridir kuşkusuz Adalet. Kelime olarak lügatımızda ‘hakkaniyet’, ‘doğruluk’, müsavat’ gibi mefhumlarla kitaplardaki yerini alıyor olsa da,elbette ki adalet  hakkı gözetmeli ve haklı ile haksızın ayırt edilmesini sağlamalıdır. Bilindiği üzere insanlar arasındaki adaleti günümüz dünyasında yasalar, kanunlar belirler.Bu yasa ve kanunlar elbette mükemmel değillerdir, olamazlar da.Netice itibari ile ne de olsa bunları insanlar hazırlamıştır ve onlarda mükemmel değillerdir maalesef.Lakin yine de mevzu bahis Adalet olunca mükemmele en yakın olan ne ise o benimsenmelidir.Zira şartlar her ne olursa olsun ‘ hakkı gözetmek ve hak edene hakkını teslim etmek’ ilkesi esas alınmalıdır. Fakirle zenginin, güçlü ile güçsüzün arasındaki farkı gideren adalet gerçek adalettir.Yani gerçek adaletin vukuu bulması güçlü olanın torpili ile değil; hukukun güçlü olması ile özdeşleşmelidir ki hiç kimsenin  kafasında şüpheye mahal vermesin.. Aksi halde şüphelerle bezeli bir mecrada itimat edilmesi beklenemez ve dayatılan sistemlerde yasalar hep topal kalmaya mahkum edilmiş olur.
Zira adaletin hakkını vermemek bir hata değil adeta ‘ZULÜMDÜR’. Haksızlık etmek insafsızlıktır,bencilliktir ve hepsinden öte vicdansızlıktır. Ve bunlar gün geçtikçe o kadar çok çoğalıyor ki hemde göz göre göre her biri ayrı ayrı kapanmayan yaralar açıyor sinemizde.Bir çok insan bu sebeplerden ötürü  kendisinin ve sevdiklerinin hayallerinin enkazında kaldı. Hani Selda Bağcan bir şarkısında ‘ Adaletin bu mu dünya ‘ diyor ya ha işte bizde o dünyanın şahidiyiz ve dilsiz şeytan olmaktan da ALLAH muhafaza bir adım ya ötedeyiz ya de beride…zira inanan toplumlar için ‘ Allahın emrini yine O’nun emrettiği şekilde yerine getirmek elzemdir,aksi halde yapılanlar haddi aşmak olur ve bu da musibetleri beraberinde getirir. Ve güç aldıkları tek şey inançları gereği vukuu bulacak ilahi adalettir. Zerresi dahi dünyayı kasıp kavuracak mahiyette olsa da onlara yine de imtihana sabretmek kalıyor bu vefasız ve adaletsiz dünyada..  Ne kadar haksızlığa uğrarsa uğrasın mazlum, içinde hep zulmedenin bu geçici dünya hayatına kanıp ebedi alemde ziyan olmasının acısını yaşar kalbinde.„ 
Bir adamın kıymeti himmeti nispetindedir. Kimin himmeti milleti ise, o kimse tek başına küçük bir millettir.“ diyor Söz Üstadı. Son zamanlarda bunun en güzide numunesi Sayın Ömer Faruk Gergerlioğlu oldu. Ve ayrıca Hz. Ömer Adaleti nasıl temsil ediyorsa, günümüzde de ismi Ömer olan bir insanın, herhangi bir mahalle ayrımı yapmadan Adaleti yüksek perdeden duyurması da ayrı bir tevafuktur.
Anlatılacak, yazılacak çok şey vardır elbette, lakin bu hüzün ile lügatımdaki harflerin yan yana gelesi yok şimdilik . Sözlerimi Özdemir Asaf`ın bir dizesiyle noktalamak istiyorum.
‘insansız adalet olmaz, adaletsiz insan olur, 
olur;  olmaz olur mu?!
Ama olmaz olsun.!’

What's your reaction?
0Cool0Upset0Love0Lol

Add Comment

to top